top of page

PAYLAŞIM EKONOMİSİ HEM YAYGINLAŞIYOR HEM DE BÜYÜYOR

Paylaşım ekonomisi giderek büyürken, bu konuyla ilgili çalışmalar da hız kazandı. 15 Aralık 2022 tarihinde İzmir’de Paylaşım Ekonomisi Derneği tarafından düzenlenen Paylaşım Ekonomisi Zirvesi’nde geleceğe ışık tutan değerlendirmeler yapıldı.

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran

Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre 2030 yılına kadar dünyanın en büyük 500 şirketinin % 60’ı yok olacak. Öyle bir dönemdeyiz ki 5 günde bir üretilen bilgi, iki katına çıkıyor. Böyle bir ortamda üretilen bilginin paylaşımı nasıl olacak, paylaşımda güvenliği ve gizliliği nasıl sağlayacağız? Soru bu. Kişilerin gizli tutmak istediği bilgilerin herkese açık olmaması gerekiyor


I Wallet Kurucusu Harun Soylu

Start-up girişimleri, paylaşım ekonomisi için büyük fırsatlar sunuyor. Örneğin Google Ads ile büyük müşteri kitlelerine ekonomik olarak ulaşılabiliyor. Aslında bu yatırımlarda ilk üç yıl büyük beklentiler olmamalı. Daha uzun vadeli yatırım olarak bakmak gerekiyor. Güvenilirliği kanıtlanmış paylaşım ekonomisi uygulamaları zorunlu. İnsan türünün hayatta kalması buna bağlı.


NFT Uzmanı Yakup Bayrak

NFT eşi olmayan, eşlenemeyen bir jeton. Bir resmin dijital kopyasını aldığınızda ya da dijital mülk oluşturduğunuzda ve üzerine şifrelenmiş bir bilgi eklerseniz bu dosyayı blok zincirine koyduğunuzda asla kopyalanamıyor. Bu dijital mülkler alınıp satılabiliyor ve para kazandırıyor. Dijital kontratlarla alım satım şartları oluşturuluyor.

Kiralayacağımız bir evimizi NFT ortamına taşıyıp bir dijital mülk haline getirirsek, akıllı konutlarda şartlarını belirleyeceğimiz kiracı adayları kira şartlarımızı görüyor ve bizimle iletişime geçebiliyor. İngiltere’de evler artık böyle kiralanıyor. Blok zinciri ve NFT ortamında yapılan paylaşım ekonomisinin temelinde güven faktörü tam olarak sağlanmalı.


Eda Franci ve Seda Franci Aksoy (Girişimci kardeşler)

Annemizden ilham aldık. Önceleri kendi gardroplarımız, çevremizdeki kadın dostlarımız tarafından beğenildi, giysilerimiz ödünç alınmaya başladı. Daha sonra sosyal medya üzerinden bizimle temas kuran kadınlar ödünç giysi istedi. Böylece 80 parça giysiyi kiraya vererek işe başladık. İnsanlar davetlerde ne giyeceklerini araştırırken tüketim çılgınlığını tasarrufa çeviren bir iş modeli gelişti


Avukat Gökhan Turan ve Arabuluculuk Uzmanı Avukat İbrahim Ateş

Paylaşım ekonomisi arzı ve rekabeti artıran, israfı azaltan, hayatı ucuzlatan bir ekonomi modeli. Sanal ortamlarda yapılan dijital kullanıcı sözleşmeleri bu modeli regüle ediyor. Öte yandan yasa koyucuları bu yeni gelişmeden kaynaklı yeni şartlar karşısında zorluklar yaşıyor ve yaşatıyor. Paylaşım ekonomisi içinde tarafların kendilerini yasal olarak koruyacakları daha özgün şartlara ihtiyaç var.

Mahkeme temelli işlemlerde bu yeni şartların gereği olan hukuki çözümler tarafları tatmin etmiyor. O nedenle toplumumuzda yerleşik ahi kültüründe de olan üçüncü bir tarafın arabuluculuğu ile çözmek daha etkin sonuç alabiliyor. Paylaşımın özünde de var olan “kazan kazan” olgusu, gizliliği de koruyarak arabuluculuk ile daha verimli çözüm getiriyor.

Günümüzde hukuk işlemleri de online ortamlara taşınmaya başladı. Online ihtilaf çözme sistemine (ODR) başvurularak bir bağımsız arabulucu yardımıyla gizlilik içinde uzlaşı sağlanabiliyor. Türkiye’de de 2023 yılı içinde paylaşımı öne çıkaran, arabuluculuğu akredite eden yeni bir yasanın çıkması bekleniyor. Bu şekilde daha hızlı ve paylaşımcı bir uygulama modeli yargı sistemine gelmiş olacak.


Bu yazımda, 15 Kasım 2022 tarihinde İzmir’de Paylaşım Ekonomisi Derneği tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi destekleriyle yapılan ülkemizin ilk Uluslararası Paylaşım Ekonomisi Zirvesi’ne katılan ulusal ve uluslararası isimlerin yaptığı önemli açıklamaların son bölümünü sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.


Paylaşım Ekonomisi Zirvesi’nde konuşan bilim insanlarının ve konuyla ilgili yöneticilerin ve uzmanların değerlendirmeleri şöyle:



İZMİR YÜKSEK TEKNOLOJİ ENSTİTÜSÜ REKTÖRÜ PROF. DR. YUSUF BARAN

PAYLAŞIM EKONOMİSİNDE ÜRETİLEN BİLGİLER GÜVENLİ Mİ?


4.53 milyar yaşındaki dünyamızda insan türü son 200 bin yıldır yaşıyor. Hep daha iyiyi isteyen insan nesli 18. yüzyılda birinci sanayi devrimini gerçekleştirdikten sonra büyük bir değişim başladı. Alın terinden akıl terine, universe kavramından metaverse kavramına geldik. Dünya Ekonomik Forumu Raporu’na göre 2030 yılına kadar dünyanın en büyük 500 şirketinin % 60’ı yok olacak. Değişimi ve dönüşümü tetiklemek, konfor alanını terketmek gerekiyor. Öyle bir dönemdeyiz ki 5 günde bir üretilen bilgi, iki katına çıkıyor. Böyle bir ortamda üretilen bilginin paylaşımı nasıl olacak, paylaşımda güvenliği ve gizliliği nasıl sağlayacağız? Soru bu. Kişilerin gizli tutmak istediği bilgilerin herkese açık olmaması gerekiyor. Öte yandan bu zirvede üretilen bilgiler gibi açık ortamdaki bilgilere ise insanlığın kolay ve rahat erişimi gerekiyor.


Aslında paylaşmak hem bir gönüllülük hem de bir zorunluluk. Sınırlı kaynakları olan dünyamızda sınırsız tüketim alışkanlığına dur demek gerekiyor. Bağış yapmak bir yol ama bağışlar bazen doğru adreslere ulaşamayabiliyor. Onun için güvenilir uygulamalar gerekiyor. Örneğin İYTE olarak personelin ve öğrencilerin güvenilir ortamlarda eşya paylaşımına olanak sağlanıyor. Bu alışkanlığın yaygınlaşması mümkün. Çünkü toplum kültürümüz buna çok uygun. Paylaşım ekonomisi içinde ayrıca exchange modeli uygulanıyor. Bir yabancı ülkede tanıdığınızın evinde bir hafta tatil için konakladığınızda onu da daha sonra kendi evinizde aynı süre tatil için konaklatıyorsunuz. Hatta bu konaklama için dijital yöntemlerle puanlama yaparak rating sağlıyorsunuz.




I WALLET KURUCUSU HARUN SOYLU

FİNDEKS, GÜNÜMÜZDEKİ TİCARETİ ŞEKİLLENDİRMEYE BAŞLADI


Kredi işlemlerinin güvenliği alanında hizmet veren Kredi Kayıt Bürosu (KKB) 1995 yılında kuruldu ve kredi işlemlerinde güvenliği sağlamaya başladı. Findeks ise günümüzdeki ticareti şekillendirmeye başladı.Banka çeklerinin güvenlik kontrollerine kadar ödeme kanallarında güvenliği sağlıyor. Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK) günümüzde kişilerin istemedikleri takdirde verilerini gizli tutmalarını güvence altına alıyor.


Start-up girişimleri, paylaşım ekonomisi için büyük fırsatlar sunuyor. Açık kaynak kodlama teknikleri de paylaşımı öne çıkarıyor.

Ekonomik müşteri kazanımı açısından da örneğin Google Ads ile büyük müşteri kitlelerine ekonomik olarak ulaşılabiliyor. Aslında bu yatırımlarda ilk üç yıl büyük beklentiler olmamalı. Daha uzun vadeli yatırım olarak bakmak gerekiyor.


Sonuç olarak güvenilirliği kanıtlanmış paylaşım ekonomisi uygulamalarının kaçınılmaz son olduğunu, paylaşımın zorunluluk olduğunu bilmek gerekiyor. İnsan türünün hayatta kalması buna bağlı.


NFT UZMANI YAKUP BAYRAK

NFT EŞİ OLMAYAN, EŞLENEMEYEN BİR JETON


20 yıldan bu yana e- mail ile başlayan yolculuk, sonra SMS mesajlar ve bilgi aktarımı ile gelişti. Arkasından kurulan platformlarla merkezi olmayan yapılar çıktı ve NFT günümüzde bunun son aşaması oldu. Paylaşmak için iki taraf gerekiyor. Bu taraflar bir veri tabanı kullanıyorlar. Veri tabanları merkezi yapılar halinde. Yani merkezi bir otorite tarafından kontrol ediliyor. Veri tabanlarını merkezi olmayan bir yöntemle kişilerin kendi akıllı telefonlarında bulundurmak Blok zinciri ile mümkün oluyor. Böylece kişiler istedikleri gibi kendi bilgilerini takip ediyorlar ve isterlerse gizliyorlar. Ya da kiminle paylaşacaklarına kendileri karar veriyorlar. Günümüzde blok zinciri en yaygın olarak finansal işlemlerde kullanılıyor.

NFT ise eşi olmayan, eşlenemeyen bir jeton. Bir resmin dijital kopyasını aldığınızda ya da dijital mülk oluşturduğunuzda ve üzerine şifrelenmiş bir bilgi eklerseniz bu dosyayı blok zincirine koyduğunuzda asla kopyalanamıyor. Bu dijital mülkler alınıp satılabiliyor ve para kazandırıyor. Dijital kontratlarla alım satım şartları oluşturuluyor.


Örneğin para transferinde sıkça kullandığımız EFT uygulaması içinde bilmediğimiz binlerce uygulama var. Bunlardan korkmuyorsak Blok zinciri uygulamalarından da korkmamalıyız. Merkezi uygulamalar çeşitli regülasyonlar getiriyor ve otorite bizi yönetiyor. Halbuki merkezi olmayan uygulamalarda tarafların uzlaşması ile otoritesiz yaşam artık daha cazip geliyor.




İNGİLTERE’DE EVLER, ARTIK NTF ORTAMINA TAŞINARAK DİJİTAL MÜLK OLARAK KİRALANIYOR


Aynı şekilde kiralayacağımız bir evimizi NFT ortamına taşıyıp bir dijital mülk haline getirirsek, akıllı konutlarda şartlarını belirleyeceğimiz kiracı adayları kira şartlarımızı görüyor ve bizimle iletişime geçebiliyor. İngiltere’de evler artık böyle kiralanıyor.


Blok zinciri ve NFT ortamında yapılan paylaşım ekonomisinin temelinde güven faktörü tam olarak sağlanmalı. Burada 3 faktör var:

  1. Her ne yapıyorsak çalışanlarımızla ve dış paydaşlarla nitelikli iletişim,

  2. Finansal fayda sağlıyorsak çalışanlarımıza ve dış paydaşlara şeffaf aktarım,

  3. Niyetimizi net olarak tanımlamak.

Örneğin Google ilk çıktığında interneti indireceğiz dedi ve niyetini net tanımlayarak istikrarlı ve şeffaf bir şekilde hepimize ulaşabildi.


Yine bir otomobil kiralamak istediğimizi düşünelim. Kiralayacağımız bu otomobilin geçmiş bilgilerini görebilsek çok daha güvenli bir kiralama yapabilirdik. Bakımları nasıl yapıldı? Kimler nasıl kullandı? Artık bu bilgilere erişmek NFT ile mümkün olabiliyor. Yine insanların iş ortamında yaptıkları kontratlara uyup uymadıkları NFT üzerinden ilgili kişilerce görülse ve puanlansa mutlaka çok daha dikkatli ve dürüst davranırlardı.

Sonuç olarak blok zincir ve NFT uygulamaları insanları iş ilişkilerine yeni bir disiplin ve güven getirecek.



TÜRKİYE’DE GİYSİ PAYLAŞIMI NASIL YAPILIYOR?


Eda Franci ve Seda Franci Aksoy isimli ikiz kardeş girişimci 2010 yılından itibaren giysi paylaşımını ülkemize getiren önemli bir iş başardılar. Davet Çok, Elbisem Yok (DCEY) isimli bu girişimin başarı hikayesini kısaca kendilerinin anlatımından aktarmaya çalışayım.

Öncelikle annelerinden ilham aldıklarının altını çiziyorlar. Önceleri kendi gardroplarının çevrelerindeki kadın dostları tarafından beğenilerek giysilerinin ödünç alınmaya başlaması ile giysi paylaşımı fikri doğdu. Daha sonra sosyal medya üzerinden temas kuran kadınlar ödünç alma talebi yaptılar. Böylece işe 80 parça giysiyi kiralaya vererek başladılar. İnsanlar davetlerde ne giyeceklerini araştırırken tüketim çılgınlığını tasarrufa çeviren bir iş modeli gelişti.


YILDA 93 MİLYON GİYSİ ÇÖPE ATILIYOR

Aslında insanlar kiraladıkları giysilerle görünmeyi statü olarak uygun bulmayan bir yargıya sahipken Eda – Seda kardeşler tam 7 yıl bu ön yargıyı yıkmaya çalıştılar. Kendilerine benchmark olarak ABD menşeli bir şirketi seçtiler. Londra ve Paris Fashion Week aktivitilerine katıldılar ve sonrasında 25 adet gelinliği portföylerine kattılar. Gelinlik denemelerini danışmanlık hizmeti katarak ücretli yaptılar. Trendyol’a danışmanlık verdiler. Avustralya’nın trend markalarını ilk kez ülkemize getirdiler. Sosyal medyada giysi paylaşımının anlam ve önemini her fırsatta anlatmayı sürdürdüler. Kiralanan tüm elbiseler sigortalandı ama sigorta şirketleri bu işten çekildikçe kendi imkanlarıyla sigortalayıp ayrıca müşterileri bilinçlendirmeye başladılar.Giysilerin ambalajları içine bilgilendirme formları koydular. Aynı zamanda giyilen elbiselerin onarım ve bakımı gündeme geldi. Bakım ve onarım atelyesi kurdular.

Türkiye’de yılda ortalama 562 bin düğün oluyor. Bu düğünlerden geriye kalan gelinlikler, gelin ayakkabıları ve çantaları ortaya çıkıyor. Günümüzde düğün sonrası kendi gelinliklerini kiralatıp ayda 25 bin TL kazanan insanlar var. Bu yıl açılacak yeni bir platform kişiden kişiye elbise kiralama işini geliştirecek. Yılda 93 milyon ton giysinin çöpe atıldığını düşünürsek paylaşım yoluyla bu kaybı en aza indirmek gerçekten çok önemli.


MARKA ÇANTALAR, HATTA KAYAK GİYSİLERİ DE KİRALANABİLİYOR

Lüks markaların da giderek kiralama işine girdiklerini görülüyor. Artık dünya bu yöne gidiyor. Geliştirilen abonelik sistemi ile lüks markalı ürünler, özellikle marka çantalar, hatta kayak giysileri de kiralanabiliyor. Bu paylaşım ortamında da karşılıklı güven en temel unsur. Girişimci ve hedefindeki müşteri birbirine güvenmeli. Kurulan iş modelleri bu temele dayanıyor.


DCEY’de halen 50 çalışan var. Avrupa’da yerleşik Türk müşteriler de portföyde giderek ağırlık kazanıyor. Yurt dışından gelen bu veya başka müşteriler giysilerden bazılarını satın almak istediklerini belirtse de satışı çok nadir şartlarda yapılıyor. Çünkü kiralamak için uzak tarihlere rezervasyon alınmış olabiliyor. Yakın gelecek beklentileri; bir çok giysi markasının da giysi kiralama işine gireceğini gösteriyor. Türkiye’de doğan giysi markaları da bu eğilimde. Giderek satın alma maliyetinin yükselmiş olmasına karşın marka giysi ve aksesuarları kullanmaktan vazgeçmeyenler için çıkar yol kiralamak. Ancak işi hemen kar üretir bir kaynak olarak görmemek gerekiyor. DCEY de ilk 7 yıldan sonra kar üretmeye başladı.


Öte yandan giysi kiralamanın karbon salımını azaltıcı etkisi kanıtlanmış durumda. Onarım ve bakım işlemlerini dahil ettiğimizde bile yenisini satın almak yerine kiralamak karbon salımını ciddi oranda azaltıyor.

Sonuç olarak paylaşım ekonomisi ile sürdürülebilir bir geleceği garanti altına almanın mümkün olduğunu bu örnek girişim de gösteriyor.




HUKUKİ ALTYAPI, PAYLAŞIM EKONOMİSİNE YETERİNCE DESTEK OLABİLİYOR MU?


Payder üyesi avukat Gökhan Turan ve arabuluculuk uzmanı Avukat İbrahim Ateş, birlikte oldukları birleşimde bu soruya yanıt verdiler.

Aslında paylaşım ekonomisi arzı ve rekabeti artıran, israfı azaltan, hayatı ucuzlatan bir ekonomi modeli. Sanal ortamlarda yapılan dijital kullanıcı sözleşmeleri bu modeli regüle ediyor. Öte yandan yasa koyucuları bu yeni gelişmeden kaynaklı yeni şartlar karşısında zorluklar yaşıyor ve yaşatıyor. Paylaşım ekonomisi içinde tarafların kendilerini yasal olarak koruyacakları daha özgün şartlara gerek olduğu açık.


Mahkeme temelli işlemlerde bu yeni şartların gereği olan hukuki çözümler tarafları tatmin etmiyor. O nedenle toplumumuzda yerleşik ahi kültüründe de olan üçüncü bir tarafın arabuluculuğu ile çözmek daha etkin sonuç alabiliyor. Paylaşımın özünde de var olan kazan kazan olgusu, gizliliği de koruyarak arabuluculuk ile daha verimli çözüm getiriyor.

Günümüzde hukuk işlemleri de online ortamlara taşınmaya başladı. Online ihtilaf çözme sistemine (ODR) başvurularak bir bağımsız arabulucu yardımıyla gizlilik içinde uzlaşı sağlanabiliyor.Üstelik hukuki giderler çok daha azalmış oluyor.

Türkiye’de de 2023 yılı içinde paylaşımı öne çıkaran, arabuluculuğu akredite eden yeni bir yasanın çıkması bekleniyor. Bu şekilde daha hızlı ve paylaşımcı bir uygulama modeli yargı sistemine gelmiş olacak.


Öte yandan, örneğin ulaşımda paylaşım uygulamalarında kısa süreli kiralanan taşıtların orijinal parçalarının eksiltildiği görülüyor.Hatta taşıtın büyük bir hasar alarak döndüğü kiralamalar var. Sigorta şirketleriyle birlikte yeni çözümler bulunması, kötü niyetli eylemlerin taraflarca arabulucu yardımıyla hızlı çözümü mümkün. Keza ev paylaşımında sözleşme yapan ile kirada oturan kişilerin farklı olmasının ortaya çıkardığı hukuki sorunları çözecek hukuki ve yasal zeminler sağlanmalı.


Sonuç olarak paylaşım ekonomisi katlanarak büyürken güvenli ve sürdürülebilir olmalı. Bunun için yeni hukuki ve yasal yöntemlere ihtiyaç var. Tarafların hakları tam olarak güvence altına alınmalı. Bunun yanı sıra arabuluculuğu da kullanarak küçük ve entegre çözümler sağlanmalı. Böylece yargı sisteminin hızlı ve uzlaşma temelli gelişmesi mümkün olabilecek.




Değerli okurlar,


Böylece, ülkemizdeki ilk Uluslararası Paylaşım Ekonomisi Zirvesi’nin bizlere verdiği mesajları üç bölümlü yazı dizisi ile sizlere aktarmış oldum. Zirve’den çıkan sonuca göre paylaşım ekonomisi önümüzdeki yıllarda katlanarak büyüyecek. Çünkü dünyamızın kaynakları kısıtlı ve sadece tüketerek yaşam gelişemez ve sürdürülemez. O zaman gelişmek için paylaşalım, paylaşarak gelişelim!


İbrahim Aybar

Vesiile Yönetim Kurulu Başkanı

31 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Комментарии


bottom of page